Telefon Dolandırıcılığında Banka Sorumlu Mu?
Sıkça karşılaşılan telefon dolandırıcılığında bankanın sorumluluğu, müşterinin hakları ve yapabileceklerine ilişkin bilgilendirme içerir.
Telefonla yapılan dolandırıcılıklarda dolandırıcılar çoğu zaman kendilerini banka çalışanı, polis veya savcı olarak tanıtıyor. “Hesabınızdan şüpheli işlem yapıldı”, “Kartınızı güvenlik amacıyla bloke edeceğiz” ya da “İşlemi iptal etmek için şu uygulamayı indirin” gibi ifadelerle kişileri yönlendirerek banka mobil uygulamaları aracılığıyla kişilerin hesaplarına erişerek mağdurun banka hesabından para transfer edilebiliyor, kredi kullanılabiliyor veya kredi kartından harcama yapılabiliyor.
Böyle bir durumla karşılaşıldığında zararı bankanın karşılayıp karşılamayacağı durumu somut olayın özelliğine göre değişmekle birlikte tartışmalı bir konu halini almaktadır. Bankanın güvenlik önlemleri, işlemin nasıl yapıldığı ve müşterinin olay sırasında ne yaptığı birlikte değerlendirilir. Banka her durumda sorumlu değildir; ancak yükümlülükleri vardır.
Bankalar, müşterilerin paralarını korumakla yükümlü güven kuruluşlarıdır. Bu nedenle bankalardan sıradan bir tacirden beklenenden daha yüksek bir dikkat ve özen beklenir. Yargıtay, bankaların mevduatları sahtecilik ve dolandırıcılık eylemlerine karşı korumak zorunda olduğunu, bu nedenle hafif kusurlarından dahi sorumlu olabileceklerini kabul etmektedir [1].
Bankanın Yükümlülükleri Nelerdir?
Bankanın yükümlülüğü yalnızca müşteriye SMS göndermekten ibaret değildir. Banka, elektronik bankacılık sistemlerinde:
Olağan dışı işlemleri tespit etmeli,
Şüpheli transferleri filtrelemeli,
Riskli işlemleri incelemeli,
Gerekirse müşteriyi telefon veya mesaj yoluyla uyarmalı,
İşlemlerin hangi cihazdan, IP adresinden ve doğrulama yöntemiyle yapıldığını kaydetmelidir.
Bu yükümlülükler, Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin 18, 35 ve 36. maddelerinde düzenlenmiştir [2].
Şifreyle yapılan işlem, bankayı kendiliğinden kurtarmaz. Bankalar çoğu uyuşmazlıkta “İşlem, müşterinin şifresi ve SMS doğrulama kodu kullanılarak yapıldı” savunmasını ileri sürer. Ancak yalnızca şifrenin doğru girilmiş olması, işlemin mutlaka müşteri tarafından yapıldığını göstermez.
Örneğin;
Müşterinin telefon numarası bilgisi değiştirilmişse,
Yeni bir cihazdan giriş yapılmışsa,
Kısa sürede çok sayıda yüksek tutarlı transfer yapılmışsa,
Para daha önce işlem yapılmamış kişilere gönderilmişse,
İşlemler müşterinin alışılmış davranışlarından belirgin biçimde farklıysa,
Bankanın bu hareketleri şüpheli işlem olarak değerlendirmesi beklenebilir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, müşterinin telefonuna SMS gönderilmiş olmasına rağmen bankanın yalnızca SMS sistemine güvenemeyeceğini belirtmiştir. Kararda, bankaların gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı daha güvenli kimlik doğrulama sistemleri kurması gerektiği, SMS sisteminin tek başına yeterli olmayabileceği kabul edilmiştir [3].
Başka bir olayda ise birkaç dakika içinde altın bozdurma işlemleri yapılmış ve aynı hesaba çok sayıda havale gerçekleştirilmiştir. Yargıtay, müşterinin telefonuna uzaktan erişim uygulaması yüklemesi ve şifresini paylaşması nedeniyle müşterinin de ağır ihmalinin bulunduğunu kabul etmiş; buna rağmen bankanın olağan dışı işlemleri takip etmesi gerektiğini belirterek bankayı da kusurlu bulmuştur. Sonuçta zarar müşteri ve banka arasında kusur oranlarına göre paylaştırılmıştır [4].
Bu kararlardan da anlaşılacağı üzere müşterinin kusurlu olması bankanın güvenlik yükümlülüklerini ortadan kaldırmamaktadır. Müşterinin dikkat etmesi gereken kurallar olduğu gibi bankadan da üst düzey özen göstermesi beklenmektedir.
Müşteriler Hangi Durumlara Dikkat Etmeli?
Müşteriler de kartlarını, şifrelerini ve doğrulama bilgilerini korumak zorundadır. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 16. maddesine göre kart hamili, kartı ve şifre gibi güvenlik bilgilerini korumalı; iradesi dışında gerçekleşen işlemi öğrendiğinde bankayı derhal bilgilendirmelidir [5].
Aşağıdaki davranışlar müşterinin kusurlu bulunmasına yol açabilir:
Şifreyi veya tek kullanımlık doğrulama kodunu paylaşmak,
Telefonda yönlendirilerek uzaktan erişim uygulaması indirmek,
Resmî olmayan veya sahte banka bağlantılarına girmek,
Kart bilgilerini veya mobil bankacılık bilgilerini üçüncü kişilere vermek,
Şüpheli işlemi fark ettiği hâlde bankaya geç bildirmek.
Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesine göre zarar gören kişinin davranışı zararın oluşmasına veya büyümesine katkıda bulunmuşsa tazminat indirilebilir, hatta bazı durumlarda tamamen kaldırılabilir [6].
Ancak bankanın “Müşteri şifresini paylaşmış, dolayısıyla hiçbir sorumluluğumuz yok” demesi tek başına yeterli değildir. Banka, kendi sistemlerinin güvenli olduğunu ve müşterinin kusurunun zarara ne ölçüde etkili bulunduğunu somut delillerle ortaya koymalıdır. Bu değerlendirme TBK’nın 112. maddesi çerçevesinde yapılır [6].
Banka hangi durumlarda sorumlu tutulabilir?
Somut olayın özelliklerine göre bankanın sorumluluğu özellikle şu durumlarda gündeme gelebilir:
1. Olağan dışı işlemler takip edilmemişse
Kısa sürede çok sayıda transfer yapılması, yüksek tutarlı para çıkışı, yeni alıcılara ödeme veya hesabın alışılmış işlem profilinden sapması bankanın dikkatini çekmelidir. Yargıtay’ın incelediği bir olayda, altın hesabından satış yapıldıktan hemen sonra aynı kişiye çok sayıda havale gerçekleştirilmiş; bankanın bu işlemleri olağan dışı kabul ederek müşteriyi uyarması gerektiği belirtilmiştir.
2. Banka yeterli kimlik doğrulama yapmamışsa
Telefon numarasının değiştirilmesi, yeni cihaz tanımlanması veya mobil bankacılığın yeniden etkinleştirilmesi gibi işlemlerde ek güvenlik kontrolleri uygulanması gerekir. Bu kontroller yapılmadan hesaptan para transfer edilmişse banka kusurlu bulunabilir.
3. İşlem kayıtları tutulmamış veya sunulmamışsa
Banka, işlemin nasıl yapıldığını gösterebilecek teknik kayıtları saklamalıdır. Bunlar arasında:
İşlem logları,
IP adresleri,
Cihaz bilgileri,
SMS ve tek kullanımlık şifre kayıtları,
Çağrı merkezi ses kayıtları,
Telefon numarası değişikliği kayıtları,
Mobil bankacılık aktivasyon kayıtları
Yer alır.
Çeşitli yargı kararlarında, bankanın bu kayıtları sunamaması veya kayıtların eksik olması, bankanın savunmasını zayıflatan bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
4. Banka müşteriyi zamanında uyarmamışsa
Riskli işlem tespit edildiğinde banka, müşteriye uygun bir yöntemle en kısa sürede ulaşmalıdır. Özellikle hesabın işlem geçmişiyle uyumsuz transferlerde yalnızca otomatik SMS gönderilmesi yeterli görülmeyebilir.
SIM kart kopyalanmışsa GSM şirketi de sorumlu olabilir
Bazı dolandırıcılıklarda banka bilgilerinin ele geçirilmesinin yanı sıra SIM kart da kopyalanır veya sahte kimlikle yeni SIM kart çıkarılır. Böylece bankanın gönderdiği doğrulama mesajları dolandırıcının eline geçer. Bu durumda yalnızca banka değil, kimlik doğrulama işlemlerinde gerekli özeni göstermeyen GSM şirketi de sorumlu tutulabilir.
Ancak GSM şirketinin sorumluluğu otomatik değildir. SIM kartın nasıl değiştirildiği, sahte kimlik kullanılıp kullanılmadığı, bayi çalışanının veya şirketin denetim kusuru bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Dolandırıldığınızı fark ettiğinizde ne yapılmalı?
Dolandırılık eylemi ile karşı karşıya kalındığında derhal bankaya müracaat edilerek durum bildirilmeli ve gerekli tedbirlerin alınması sağlanmalıdır. Sonrasında ise en yakın Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurularak soruşturmanın başlatılması talep edilmelidir. Zarar oluşması ve giderilmemesi halinde ise tazmini için sorumlu olduğu tespit edilen kişilere karşı dava açılmalıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Süreler, görevli mahkeme ve izlenecek hukuki yol somut olayın özelliklerine göre değişebileceğinden, olay özelinde hukuki danışmanlık alınmalıdır.
Kaynaklar
[1] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi-2010/4891-2011/15552-21.11.2011
[2] 34360 sayılı BANKALARIN BİLGİ SİSTEMLERİ VE ELEKTRONİK BANKACILIK HİZMETLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK
[3] İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi-2021/2087-2024/644-02.05.2024
[4] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi-2025/724-2025/5873-02.10.2025
[5] 5464 sayılı BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNU
[6] 6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU