Güncel Yargıtay Kararları Işığında Nafaka Hesaplamaları
Bu yazıda mahkemelerce nafaka belirlenirken yapılan değerlendirmeler ve dikkat edilen hususlar incelenmektedir.
Boşanma davalarında ve nafakanın uyarlanmasına ilişkin yargılamalarda (tedbir, yoksulluk, iştirak ve yardım nafakası) mahkemelerce yapılacak hesaplama ve takdirlerde dikkate alınması gereken temel parametreler Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları doğrultusunda şekillenmektedir. Mahkemeler somut olayın özelliklerini, tarafların mali durumlarını ve makroekonomik verileri hakkaniyet çerçevesinde birlikte ele almaktadır.
1. Temel Değerlendirme Kriterleri ve Hakkaniyet İlkesi
Yargıtay kararlarında, nafaka miktarının belirlenmesinde hakimin takdir yetkisini 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde düzenlenen hakkaniyet ilkesine dayandırması gerektiği sıklıkla vurgulanmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2023 tarihli, E. 2023/3327, K. 2023/6289 sayılı kararında da belirtildiği üzere:
"Mahkemece, 4721 sayılı Kanun’un hakkaniyet ilkesi ile ilgili 4 üncü maddesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir."
Aynı doğrultuda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 16.10.2024 tarihli, E. 2024/7235, K. 2024/7458 sayılı kararında; nafaka ve manevi tazminat takdir edilirken "tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat, tarafların evli kaldığı süre" unsurları ile "nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi" kıstaslarının göz önünde bulundurulmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
2. Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırması ile Ödeme Gücü Dengesi
Nafaka hesaplamalarında tarafların sadece resmi gelirleri değil; fiili yaşam standartları, taşınmaz ve taşınır malvarlıkları ile kira ve yan gelirleri de ayrıntılı olarak incelenmektedir.
Yoksulluk Durumunun Tespiti: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.03.2021 tarihli, E. 2017/2494, K. 2021/248 sayılı ilamında yoksulluk kavramı şu şekilde tanımlanmıştır:
"“yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim” gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların “yoksul” kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir." Aynı ilamda asgari ücret seviyesinde gelir elde edilmesi yoksulluk nafakası bağlanmasına engel değilse de bu durumun nafaka miktarının tespitinde esas alınacağı da unutulmamalıdır" tespiti yapılmış, nafakaya hükmedilirken "günün ekonomik koşulları ile birlikte, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları değerlendirilerek takdir edilmelidir." kuralı vurgulanmıştır. Yoksulluk nafakası, "bir bakıma evlilik birliği devam ettiği sürece söz konusu olan karşılıklı bakım ve geçindirme ödevinin devam ettirilmesi anlamını taşımaktadır".
Dava Tarihindeki Durum ve Gelir Getiren Varlıklar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 17.01.2024 tarihli, E. 2023/9282, K. 2024/338 sayılı kararında, "yoksulluğa düşme hâlinin boşanma davası sırasındaki duruma göre belirlenmesi gerektiğinden" hareketle mahkemece "kadının güncel maaşı, adına kayıtlı taşınmazın değeri ile bu taşınmazdan gelir elde edip etmediği, ediyor ise elde ettiği gelirin kendisini yoksulluğa düşmekten kurtarıp kurtarmayacağı hususları araştırılarak boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" hükme bağlanmıştır. (Ayrıca bkz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 25.09.2024, E. 2023/9931, K. 2024/6380: "herhangi bir geliri ve malvarlığı bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan davacı lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde" isabetsizlik bulunmadığı).
Mal Varlığı İncelemesi Örneği: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2024 tarihli, E. 2024/3264, K. 2024/6210 sayılı kararında, tarafların gelir ve varlık dengesi denetlenirken davacı tarafın "adına kayıtlı 2013 Model Renault Clio Icon marka araç ile 16 adet taşınmaz bulunduğu, aylık 11.253,66 TL emekli aylığı aldığı, 2022 yılı kira gelirinin 200.481,41 TL olduğu", davalı tarafın ise "adına kayıtlı 106 adet taşınmaz bulunduğu, aracının olmadığı, 8.275,89 TL emekli aylığı aldığı, ayrıca yaptığı işten aylık 25.000,00 TL gelirinin bulunduğu, kendisine ait konutta ikamet ettiği, 2022 yılı kira gelirinin 1.293.178,71 TL olduğu" hususları somut inceleme konusu yapılmıştır.
Borçlunun Geçim İmkanı: Nafaka belirlenirken nafaka yükümlüsünün ödeme yaptıktan sonra asgari geçimini sürdürebilmesi gözetilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2023 tarihli, E. 2023/189, K. 2023/2850 sayılı kararında ve 30.05.2024 tarihli, E. 2023/5374, K. 2024/4064 sayılı kararında, "tarafların evlilik süresi, aralarında yaşanan olayların boyutu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, davacı kadının ihtiyaçları, nafaka ödedikten sonra elinde kalan geliri ile davalı erkeğin geçimini sağlama imkanı ile hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde" sonuca varılması gerektiği ortaya konmuştur.
3. Nafaka Türlerine ve Somut Koşullara Göre Dikkate Alınan Unsurlar
Tedbir Nafakası: Boşanma davası açılmakla tarafların ayrı yaşama hakkı olduğu, ekonomik destek yükümlülüğünün devam ettiği olgusu; tarafların sosyo-ekonomik durumu, müşterek çocuğun ve talep edenin geçici barınma ve iaşe giderleri.
Yoksulluk Nafakası: Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme hali, tarafların kusur dereceleri, evlilik süresi, tarafların yaşları, zorunlu ihtiyaçlar, yeniden evlenme şansı ve paranın satın alma gücü.
İştirak Nafakası: Ortak çocukların yaşı, gelişim dönemi, eğitim durumu, artan iaşe-sağlık-sosyal giderleri ile ana ve babanın gerçekleşen mali güçleri.
Yardım Nafakası: tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları, ortak çocuğun ihtiyaçları ve paranın satın alma gücü ile hakkaniyet ilkesi gereğince ihtiyaç sahibi lehine uygun tutarın belirlenmesi.
4. Paranın Alım Gücü, Ekonomik Koşullar ve Gelecek Yıllar Artış Oranları
Nafakanın başlangıç miktarının belirlenmesinde ve daha sonra açılacak nafaka artırım davalarında ülkenin güncel ekonomik göstergeleri belirleyici rol oynamaktadır:
Güncel Şartların ve Paranın Satın Alma Gücünün Gözetilmesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararlarında (örneğin 20.01.2026 tarihli, E. 2025/5635, K. 2026/628 ; 10.06.2024 tarihli, E. 2023/6502, K. 2024/4432 ; 04.10.2023 tarihli, E. 2023/5369, K. 2023/4510 ; 26.04.2023 tarihli, E. 2022/11125, K. 2023/1935 ), "Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre" miktar takdir edilmesi gerektiği; yetersiz miktarların hakkaniyete aykırılık teşkil edeceği yinelenmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 09.01.2024 tarihli, E. 2023/8995, K. 2024/52 sayılı kararında da Bölge Adliye Mahkemesi kararı incelenirken "Bölge Adliye Mahkemesince, 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir" gerekçesiyle denetim yapılmıştır.
Nafaka Artırımında Zaman ve Enflasyon Dengesi: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18.05.2023 tarihli, E. 2023/2732, K. 2023/2573 sayılı kararında, artırım taleplerinde "günün ekonomik göstergelerindeki değişim, paranın alım gücü, nafakaların niteliği, ortak çocuğun yaşı, eğitim durumu, çocuğun ihtiyaçları, nafakaların artırılmasına ve indirilmesine dair yargılamalarda verilen kararların tarihinden itibaren geçen zaman aralığı dikkate alınarak hakkaniyet ilkesine uygun nafaka artışına hükmedilmesi ve bu suretle dengenin yeniden sağlanması gerektiği" vurgulanmıştır (Benzer şekilde bkz. Yargıtay 2. H.D., 12.09.2024, E. 2024/3107, K. 2024/5790 ).
Gelecek Yıllar Artış Endeksi: Geleceğe yönelik nafaka artış oranlarının hakkaniyete uygun ve uygulanabilir olması aranmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2023 tarihli, E. 2023/189, K. 2023/2850 sayılı kararında:
"hükmedilen yoksulluk ve iştirak nafakalarının gelecek yıllarda artışına ilişkin 'TEFE+ÜFE toplamasının yarısı oranında' şeklindeki düzenlemenin uygulama zorluğu yaratacağı ve ayrıca davalının gelirinin artış oranı gözetildiğinde bu uygulama ile nafaka artış oranının yüksek olacağı, bu durumun hakkaniyete uygun olmadığı gerekçesiyle davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü ile hükmedilen nafakaların her yıl TÜİK tarafından açıklanan TÜFE oranında artırılmasına" karar verilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 23.05.2023 tarihli, E. 2023/3542, K. 2023/2594 sayılı kararında ise nafakanın "nafakanın kararın kesinleşmesinden sonra 1 yıl aynen devamına, sonrasında nafakanın her yıl TÜİK tarafından belirlenen yıllık ÜFE oranında arttırılarak devamına" şeklinde hüküm altına alınması gerektiği ifade edilmiştir.
Sonuç
Yargı kararları uyarınca nafaka hesaplaması; salt tarafların beyanlarına dayanmayan, kapsamlı sosyo-ekonomik durum araştırmasını (maaş, taşınır-taşınmaz varlıklar, kira ve işletme gelirleri), nafaka alacaklısının zaruri gereksinimlerini, nafaka borçlusunun ödeme sonrası geçim imkanını, paranın satın alma gücünü ve TMK m. 4 hakkaniyet ilkesini birlikte gözeten dinamik bir değerlendirme sürecidir.