Aldığımız Mal Çalıntı Çıkarsa Nelerle Karşılaşabiliriz?
Bu yazıda satın alınan taşınır çalıntı çıktığı takdirde alıcının hangi durumlarla karşılaşılabileceği, haklarının neler olduğu ve taşınırın mülkiyetini hangi durumlarda kazanabileceği incelenmektedir.
Satın alınan taşınır malın çalıntı çıkması halinde malı satın alan kişinin karşılaşabileceği bazı durumlar kanunda düzenlenmiştir. Taşınır malın nereden, kimden, ne şekilde ve hangi niyetle alındığı hususları hukuki nitelendirmede önem taşımaktadır. Aşağıda satın alan kişinin hangi durumlarla karşılaşılabileceği, haklarının neler olduğu ve taşınırın mülkiyetini hangi durumlarda kazanabileceği incelenmektedir.
Kazandırıcı Zamanaşımı ile Kazanma:
TMK m.777/1- Başkasının taşınır bir malını davasız ve aralıksız beş yıl iyiniyetle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kimse, zamanaşımı yoluyla o taşınırın maliki olur.
Alıcı kendini malik zannederek iyiniyetle hareket ederse beş yılın sonunda kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülkiyeti kazanır. Eşya kendisinden çalınan malik taşınır üzerinde bir hak iddia ettiği takdirde kendisine zamanaşımı def’i öne sürülmelidir. Zamanaşımı öne sürülmediği takdirde hak kaybı yaşanabilir.
Ancak bu maddenin uygulanabilmesi için en önemli nokta iyiniyet şartıdır. İyiniyetin beş yılın başından sonuna kadar kesintisiz bir şekilde devam etmiş olması gerekmektedir.
Emin Sıfatıyla Zilyetten Edinme:
TMK m.988- Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı aynî hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur.
Eğer ki taşınırı satan kişi emin sıfatıyla zilyetse ve alıcı gerekli özeni göstermesine rağmen bu kişiyi malik zannederek satın alımı gerçekleştirirse iyiniyetli alıcının mülkiyet hakkı korunur. Böyle bir durumda asıl malik taşınırın mülkiyetinin evvelce kendisinin olduğunu ispat etse dahi taşınırı geri alması mümkün değildir.
Yine burada da iyiniyetli olma şartının geçerli olduğu görülmektedir. Dolayısıyla kişi kötü niyetli olarak durumu bildiği halde bir malı emin sıfatıyla zilyedinden almış olsa dahi bu hükümle hak elde etmesi mümkün değildir.
4. Hukuk Dairesi 2019/2147 E., 2019/4494 K. sayılı ilamında:
“Dava konusu aracın KASKO değerinin 29.800 TL, alım satım piyasa bedelinin mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre ortalama 30.250 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu aracın19.000 TL’ye davalı tarafından satın alındığı gözetildiğinde ise Türk Medeni Kanunun 3. maddesinin 2.fıkrası uyarınca davalının kendisinden beklenen özeni göstermediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalının iyiniyetli olduğundan söz etmek mümkün değildir. Şu durumda Türk Medeni Kanunun 988. maddesi uyarınca kötü niyetli olan davalının mülkiyeti korunmaz. Davanın bu şekli ile kabulü gerekirken davalının iyi niyetli olduğu benimsenerek bu olayda uygulanması mümkün bulunmayan Türk Medeni Kanunun 989. maddesinin 2. fıkrası kapsamında hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.” tespitini yaparak iyiniyetli davranmayan alıcının emin sıfatıyla zilyetten kazanım sağlamayacağını belirtmiştir.
Satıcıdan İyiniyetle Kazanma:
TMK m.989/2- Bu taşınır, açık artırmadan veya pazardan ya da benzeri eşya satanlardan iyiniyetle edinilmiş ise; iyiniyetli birinci ve sonraki edinenlere karşı taşınır davası, ancak ödenen bedelin geri verilmesi koşuluyla açılabilir.
Maddede belirttiği üzere bahsi geçen yerlerden satın alma işlemi yapıldığında taşınır davası ancak o taşınıra ödenen bedelin asıl malik tarafından alıcıya geri verilmesi koşuluyla açılabilir. Bu sayede her ne kadar eşyanın mülkiyeti korunamayacak olsa da ödenilen bedel geri alınabilecektir.
Kanun koyucunun bu durumda da iyiniyet şartını öngördüğü görülmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2012/879 E., 2013/211 K. sayılı ilamında:
“…davacının iade davasını kazanabilmesi için davalı ...'nün satış bedeli olarak ödediği bedeli kendisine iade etmesi gerekir. Mahkemece, bedelin ödenmemesi halinde iade davasının reddine karar verilmesi gerekirken, ödeme gerçekleşmeden aracın davacı adına tespit ve teslimine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamış kararın bozulması gerekmiştir.” diyerek bedelin ödenmeksizin davacının tespit ve teslim davası açamayacağını vurgulamıştır.
4. Zapt hailinde satıcıya başvurabilme durumu:
TBK m.214/1- Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur.
Eğer ki bütün yollara rağmen malın alıcının elinden alınma tehlikesi sürüyorsa veya mal alıcının elinden alınmışsa bu durumda zapta karşı tekeffül hükümlerine (TBK m.214-218) gidilir.
Zapta karşı tekeffül hükümleri alıcıya
1. Kendisine karşı açılan davada satıcıya bildirimde bulunarak ya satıcının davaya katılmasını ya da kendisinin yerine geçerek üçüncü kişiye karşı davayı takip etmesini ve savunmasını talep hakkı verir. (TBK m.215/1)
Üçüncü kişi üstün bir hak iddiasıyla alıcıya karşı dava açtığı takdirde alıcı bunu satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Satıcı bu durumda alıcıyı üçüncü kişiye karşı savunmak ve davayı takip etmek zorundadır.
2. Satılanın tamamı elinden alınmışsa (TBK m.217):
Satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünlerin değeri indirilerek, ödemiş olduğu satış bedelinin faizi ile birlikte geri verilmesini.
Satılanı elinden alan üçüncü kişiden isteyemeyeceği giderleri.
Davayı satıcıya bildirmekle kaçınılabilecek olanlar dışında kalan bütün yargılama giderleri ile yargılama dışındaki giderleri.
Satılanın tamamen elinden alınması yüzünden doğrudan doğruya uğradığı diğer zararları talep hakkı verir.
Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının satılanın elinden alınması yüzünden uğramış olduğu diğer zararları da gidermekle talep hakkı verir.
Bunlar seçimlik haklar olmayıp şartlar oluştuğu takdirde alıcı bütün bu giderleri ve uğradığı zararı birlikte talep edebilir.
3. Satılanın bir kısmı elinden alınmış ise (TBK m.218):
Sadece bu yüzden uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.
Ancak alıcının, satılandaki bu durumu bilseydi onu satın almayacağı durum ve koşullardan anlaşılıyorsa, alıcı hâkimden sözleşmenin sona ermesine karar vermesini isteyebilir.
Satılanın tamamı değil de yalnızca bir kısmı alıcının elinden alınmış ise sözleşmenin ayakta tutulup tutulamayacağına bakılır. Eğer sözleşme bu haliyle de sürdürülebiliyorsa alıcı satıcından uğradığı zararın giderilmesini talep etmelidir. Ancak sözleşme henüz kurulma aşamasındayken alıcı böyle bir durumun varlığını bildiği takdirde sözleşmeyi kurmayacağı anlaşılıyorsa alıcı sözleşmenin sona ermesini ve uğradığı zararın tazmin edilmesini isteyebilir.
KAYNAKÇA
1. Türk Medeni Kanunu
2. Türk Borçlar Kanunu
3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2012/879 E., 2013/211 K.
4. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2019/2147 E., 2019/4494 K.