Akaryakıt İstasyonunda Araca Yanlış Yakıt Konulursa Ana Şirket Sorumlu Olur Mu?
Akaryakıt istasyonunda araca yanlış yakıt konulması halinde tüketicinin uğradığı zarardan bayinin yanı sıra ana akaryakıt şirketinin sorumluluğu ve Yargıtay’ın konuya ilişkin yaklaşımı hakkında bilgilendirme içerir.
Akaryakıt istasyonunda araca yanlış türde yakıt konulması, aracın motor ve yakıt sisteminde ciddi arızalara ve yüksek onarım masraflarına neden olabilir. Böyle bir durumda zarardan istasyonu işleten bayi şirketinin sorumlu tutulabileceği açıktır. Ancak istasyonun belirli bir akaryakıt şirketinin markası altında faaliyet göstermesi halinde, ana akaryakıt şirketinin de tüketiciye karşı sorumlu tutulup tutulamayacağı ayrıca önem taşımaktadır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yakın tarihli bir kararında bu konu ele alınmış ve yanlış yakıt ikmali nedeniyle ortaya çıkan zarardan, yakıtı fiilen satan bayinin yanı sıra sağlayıcı konumundaki ana akaryakıt şirketinin de sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Yanlış Yakıt Konulması Ayıplı Hizmet Midir?
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 13. maddesinde ayıplı hizmet, sözleşmeye uygun olmayan veya tüketicinin hizmetten makul olarak beklediği faydayı azaltan ya da ortadan kaldıran hizmet olarak tanımlanmaktadır.
Akaryakıt istasyonuna gelen tüketici, aracına uygun yakıtın doğru şekilde verilmesini bekler. Benzinli bir araca motorin veya dizel bir araca benzin konulması halinde verilen hizmet, tüketicinin beklediği temel faydayı sağlamadığı gibi araçta maddi zarara da yol açabilmektedir.
Yargıtay da incelemeye konu kararında, araca yanlış yakıt ikmal edilmesini tüketicinin hizmetten beklediği faydayı ortadan kaldıran bir eksiklik olarak değerlendirmiş ve sunulan hizmetin ayıplı hizmet niteliğinde olduğunu kabul etmiştir.
Yargıtay’ın İncelediği Olayda Ne Oldu?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.06.2026 tarihli kararına konu olayda tüketici, bir akaryakıt istasyonundan aracına yakıt almıştır. İstasyon çalışanı tarafından araca yanlış yakıt konulması sonucunda araçta arıza meydana gelmiştir.
Tüketici, araçta meydana gelen arıza nedeniyle 59.401,34 TL onarım bedeli ile daha önce yaptırdığı tespitlere ilişkin masrafların karşılanmasını talep etmiş ve İzmir İl Tüketici Hakem Heyeti tüketicinin talebini kabul etmiştir.
Bunun üzerine ana akaryakıt şirketi Hakem Heyeti kararına itiraz etmiştir.
Şirket, yakıt ikmalinin kendisi tarafından değil, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip bayi şirket tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürmüş ve bu nedenle uyuşmazlığın kendisine yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Başka bir ifadeyle şirket, yanlış yakıtı veren işletmenin bağımsız bir bayi olduğunu ve zarardan yalnızca bu bayinin sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.
İlk Derece Mahkemesi Ana Şirketi Sorumlu Tutmadı
İzmir 7. Tüketici Mahkemesi, ana akaryakıt şirketinin bu itirazını kabul etmiştir.
Mahkeme, husumetin ayıplı hizmeti fiilen gerçekleştiren akaryakıt şirketine, yani istasyonu işleten bayi şirkete yöneltilmesi gerektiğini kabul ederek Tüketici Hakem Heyeti kararını kaldırmıştır.
Kararın kesin olması nedeniyle olağan kanun yoluna başvurulamamış; bunun üzerine Adalet Bakanlığı, sağlayıcı konumundaki ana şirketin sorumluluğunun göz ardı edildiği gerekçesiyle kararın kanun yararına temyizini istemiştir.
Ana Akaryakıt Şirketi Neden Sorumlu?
Yargıtay, uyuşmazlığın temel sorununu açık şekilde, ayıplı hizmet nedeniyle sağlayıcı konumundaki ana şirketin sorumlu olup olmadığı şeklinde belirlemiştir.
6502 sayılı Kanun'da sağlayıcı; ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan veya hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmaktadır.
Somut olayda yanlış yakıt ikmalini gerçekleştiren istasyon, ana akaryakıt şirketinin bayisi olarak satış yapmakta ve hizmet vermektedir.
Yargıtay bu ilişkiyi dikkate alarak, ana akaryakıt şirketinin tüketici hukuku bakımından sağlayıcı konumunda olduğunu ve hizmetin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmesinden sorumlu bulunduğunu kabul etmiştir.
Dolayısıyla ana şirketin “Yanlış yakıtı ben koymadım, bunu bağımsız bayi yaptı.” şeklindeki savunması tek başına sorumluluğun ortadan kalkması için yeterli değildir.
Bayi ile Ana Şirket Birlikte Sorumlu Mu?
Yargıtay kararının tüketici bakımından en önemli yönlerinden biri de sorumluluğun kapsamıdır.
Daire, sağlayıcı konumundaki ana şirket ile bayinin:
· ayıplı hizmetten,
· ayıplı hizmet nedeniyle meydana gelen zararlardan,
· tüketicinin ayıplı hizmet nedeniyle sahip olduğu seçimlik haklardan
müteselsilen sorumlu olduğunu kabul etmiştir.
Müteselsil sorumluluk, tüketici açısından önemli bir koruma sağlamaktadır. Bu sorumluluk biçiminde zarar gören tüketicinin zararının yalnızca hizmeti fiilen gerçekleştiren bayi şirketten talep edilmesi gerektiği kabul edilmemektedir. Tüketici, koşulları oluştuğu ölçüde sağlayıcı konumundaki ana şirkete de başvurabilir.
Yargıtay kararında ayrıca önceki Yargıtay kararlarına da atıfta bulunularak bu yaklaşımın Dairenin yerleşik değerlendirmeleriyle uyumlu olduğu belirtilmiştir.
Ana Şirket Ayıptan Haberdar Olmadığını İleri Sürebilir Mi?
Kararda dikkat çeken bir diğer husus, sağlayıcının ayıplı hizmetten haberdar olup olmamasının sorumluluk bakımından belirleyici görülmemesidir.
Yargıtay, Hukuk Genel Kurulunun daha önceki bir kararına atıfta bulunarak sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesinin sorumluluğu ortadan kaldırmadığını belirtmiştir.
Bu nedenle ana şirketin yanlış yakıt ikmalinden doğrudan haberdar olmadığını veya işlemin bayi çalışanı tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürmesi, tüketiciye karşı sorumluluğunun kendiliğinden ortadan kalkması sonucunu doğurmamaktadır.
Tüketici Yanlış Yakıt Nedeniyle Hangi Zararlarını Talep Edebilir?
İncelenen olayda tüketici, yanlış yakıt nedeniyle araçta meydana gelen arızanın onarım bedelini ve uyuşmazlıkla bağlantılı olarak yaptırdığı tespitlere ilişkin masrafları talep etmiştir.
Yargıtay kararında da sağlayıcı ve bayinin ayıplı hizmetin neden olduğu zararlar bakımından müteselsil sorumluluğuna vurgu yapılmıştır.
Ancak hangi zarar kalemlerinin somut olayda talep edilebileceği; meydana gelen arızanın yanlış yakıtla bağlantısına, zararın kapsamına ve sunulabilecek delillere göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle böyle bir olayla karşılaşılması halinde servis kayıtları, onarım faturaları, yakıt fişi, istasyon bilgileri ve mümkünse aracın durumunu ortaya koyan teknik tespitlerin saklanması önem taşımaktadır.
Yargıtay Ne Karar Verdi?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, İlk Derece Mahkemesinin sağlayıcı konumundaki ana akaryakıt şirketinin sorumluluğunu göz ardı ederek husumetin yalnızca bayi şirkete yöneltilmesi gerektiği sonucuna ulaşmasını hukuka aykırı bulmuştur.
Bu nedenle Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz istemi kabul edilmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararı sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmuştur.
Kararın kanun yararına bozulmuş olması nedeniyle bozma, somut uyuşmazlıkta daha önce kesinleşmiş olan sonucu değiştirmemektedir. Bununla birlikte karar, benzer uyuşmazlıklarda hukuki değerlendirmenin nasıl yapılması gerektiği bakımından önem taşımaktadır.
Sonuç Olarak
Akaryakıt istasyonunda araca yanlış yakıt konulması, tüketici hukuku bakımından ayıplı hizmet niteliğindedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin kararına göre yanlış yakıtı fiilen veren istasyonun bağımsız bir bayi olması, sağlayıcı konumundaki ana akaryakıt şirketini tüketiciye karşı sorumluluktan kendiliğinden kurtarmamaktadır.
Ana akaryakıt şirketi ile bayi; ayıplı hizmetten, bu hizmet nedeniyle meydana gelen zararlardan ve tüketicinin seçimlik haklarından müteselsilen sorumlu tutulabilir.
Dolayısıyla yanlış yakıt nedeniyle aracında zarar meydana gelen tüketicinin hukuki talebini yalnızca istasyonu işleten bayi şirkete yöneltmesi gerektiği söylenemez. Somut olayın şartlarına göre sağlayıcı konumundaki ana akaryakıt şirketine karşı da talepte bulunulması mümkün olabilir.
Kaynaklar
[1] 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3, 13, 14 ve 15
[2] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 01.06.2026, E. 2026/3961, K. 2026/3360
[3] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 24.09.2020, E. 2020/3188, K. 2020/4776
[4] Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 23.05.2019, E. 2016/16127, K. 2019/6505
[5] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.09.2012, E. 2012/13-153, K. 2012/598